![]() |
||
Sev-Deli'ye Mektuplar - 04 |
Hakan Onan |
|
| hakan_onan@yahoo.co.uk | ||
Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Hoşgeldin odama sev-deli. Bak sen gittiğinden beri gün ışığı girmedi odama, sen gittiğinden beri karanlık. En son senin söndürdüğün lambayı bir daha hiç yakamadım. Elinin değdiği eski lambayı satmayada kıyamadım. Oda benim gibi bıraktığın yerde, bıraktığın gibi yıllardır seni bekliyor. Biraz tozlanmış sadece, belkide yanmıyordur. İstersen bir dene, bakalım eskisi gibi değişmeden yanacak mı ateşi? Aydınlanacak mı oda? Bak ne garip değil mi? O son gecedeki gibi sadece ellerin aydınlanıyor. O geceki gibi görmemi istemediğin deniz mavisi gözlerini saklıyor benden yine. Sadece bu sebepten kırmak geliyor içimden lambayı, ama ellerim gitmiyor elinin değdiklerini kırmaya. Kahve içiyordum, ancak böyle kendime gelebiliyorum hüzün dolu gecelerin ardından. Bir fincan da sen al gel otur karşıma. fincanlar bıraktığın yerde hiç değiştirmedim yerlerini. Ne garip değil mi? Senleyken hiç bu kadar sessiz olmamıştı bu oda. Hep gülüşünle yankılanırdı oda. Gittiğinden beri ne bir ses duydu bu oda ne de hafif bir tebessüm. Bide şimdi bak sen yine karşımdasın ve derin bir suskunluğun içindesin. Bense bozmak istiyorum artık bu sessizliği, çünkü yıllardır boğuluyorum bu sessizlikte. Hala konuşmuyor dudakların. Keşke gözlerini görebilseydim, kim bilir neler söylüyorlar, neler haykırıyorlar bana ama ben duyamıyorum bu karanlıkta. Sen gittiğinden beri hep seninle aldığımız son şiir kasetini dinledim. Seninle hep güldüğümüz ve bizim için anlamsız olan şiirler sen yokken anlam buldu bende inan. Beni bana anlattı, bizi bana anlattı ve seni bana anlatamadı sev-deli. Elde var hüzün diyordu şair, Haklıydı! Sen gittiğinden beri elde sadece hüzün kaldı. Kokun hiç değişmemiş sev-deli, hala o bildiğim deniz kokusu üzerinde. Sadece biraz yalnızlık sinmiş üzerine. Bak bana küf tuttu yalnızlığım senden sonra. Çok bahar yaşadım, sökemedim bu kokuyu.. oysa seninle iken hep bahar kokardım, çiçekler açardı yüreğimde dallar dolusu. Güneş doluydu odam... şimdi tek aydınlık senin yaktığın şu eski lamba. O da tek ellerini aydınlatıyor bu karanlıkta. Önceleri bir çok kez tuttuğum eller şimdi bir yabancının ellerinden farksız. Ne yazık unutmuşum teninin bu kadar beyaz olduğunu. Aslında normal sayılır senden sonra hiç aydınlanmadıki düşlerim. Hep ellerin hayallerimde karanlıkta kaldı. Şimdi hayallerimde bile tutmayı unuttuğum ellerini tutmayı öyle çok istiyorum ki, zor tutuyorum kendimi. Aslında elim varmıyor ellerine, uzanamıyorum. Gelişinle beni hazırlıksız yakaladın,tıpkı gittiğin günkü gibi. Aslında hazırlansaydım ne olacaktı ki. Sadece uzamış sakalı keserdim herhalde, beni kaybolmuş bir halde görmeyesin diye. Yıllardır mektuplar yazdım sana karanlıkta kaldığım her gecede. Ama hiçbirinin cevabı gelmedi geri. Hem postacılara kızdım, sana gitmiyordu sanki mektuplar. Daha sonraları fark ettim, elim varmıyordu göndermeye mektupları. Dayanamazdım göndereceğin karşılığa. Beni anlamamana dayanamazdım. Gidişin zaten bitirdi beni, yazdığın her satır mezar taşımda kalırdı. Şimdi yine hazırlıksız yakalıyorsun beni, yine kalkıp gidiyorsun. Daha tek bir kelime dahi konuşmadan, bir kez dahi gözlerime bakmadan gidiyorsun. Bu sahne hiç değişmemiş yıllardır. Ama gözlerini görmeden gidişin koyuyor bana. Biliyorum ordalar, hala o hayalimdeki mavideler. Kelimelere gerek yok bir gözlerini göreyim yeter. Onlar zaten bana herşeyi söyler. Gidiyorsun!! Yine hicran dolacak, yine ayrılık kokacak bu gece. Bari yaktığın ışığı söndür de öyle git(yüreğimdeki). | ||
Deniz Feneri Köşesi Arşivi |
Bunu okudunuz mu? |
|
| Sev-Deli'ye Mektuplar - 03 | Kasım 2001 |
Aşk |
| Mutlu Olmanın Yolu | Ekim 2001 |
|
| Sev-Deli'ye Mektuplar 02 | Eylül 2001 |
|
| Sev-Deli'ye Mektuplar 01 | Ağustos 2001 |
|
![]() ![]() Ana Sayfa | Bilge Köşeler | Deniz Feneri |
||